11 Mart 2017 Cumartesi

Old Man Logan - Çizgi Roman İncelemesi

   Old Man Logan; Mark Miller tarafından yazılan Steve Mcniven tarafından da çizilen bir paralel evren ve alternatif gelecek hikayesi. Ülkemizde ise Gerekli Şeyler tarafından hala basılmaya devam ediliyor. Hikaye, kötülerin hüküm sürdüğü post apokaliptik bir dünyada geçiyor. Tek tük süper kahramanın kaldığı, onların da gizlenmek zorunda olduğu bu dünyada Logan; 50 yıldır pençelerini dışarı çıkartmamış ve ailesi ve çocuklarıyla çiftçilik yapmaktadır. Bir sebepten dolayı artık Wolverine olduğunu inkar edip kendisine artık sadece Logan denmesini istemektedir. Bir gün Hawkeye kendisinden ülkenin diğer ucuna bir paket taşıması için kendisine eşlik etmesi için para teklif eder. Zaten paraya ihtiyacı olan Logan ise teklifi kabul etmek zorunda kalır.

   Peki bu hikayeyi bu kadar güzel yapan şey nedir diye soracak olursanız eğer, her şeyden önce bunun bir yol hikayesi olması önemli bir etken bence. Kötü yol hikayesi izledim mi ya da okudum mu diye düşünüyorum ama cevap bulamıyorum ne yazık ki. Ayrıca hikayenin kötü adamlarının da iyi seçildiği gerçeği de var elbette. Logan olgunluğunun zirvesinde ve genel davranışlarının aksine hiçbir hareketini düşünmeden yapmıyor asla. Logan bir baba figürü olduğu için ailesine öncelik vermiş durumda. Yaptığı her şey ailesi için.

   Peki Logan filmiyle olan benzerliklerine gelecek olursak. Öncelikle film sadece tema olarak Old Man Logan hikayesini almış. Yaşlı ve hayattan bıkmış ve paraya olan ihtiyacı için çalışmak mecburiyeti olan bir Logan karakteri var ikisinde de ortak olan. Ufak tefek birkaç şey ve bir yol hikayesi olması dışında başka hiçbir benzerlik yok. Tabii bunda sinematik evrendeki birçok karakterin farklı şirketlerde olmasının da etkisi büyük. Fakat ben yine de her seferinde kendisine Wolverine dendiğinde bunu inkar edip kendisine Logan dedirten bir karakter de görmek istedim.

   Uzun lafın kısası aynı hikaye olmasa da ikisi de ayrı ayrı muhteşem yapıtlar. Okuyunuz ve izleyiniz.

10 Mart 2017 Cuma

Logan (SPOILER)

   Uzun zamandır beklediğimiz ve fragmanlarını başa sara sara izlediğimiz Logan filmi nihayet vizyona girdi. Hugh Jackman'ı 9. ve son kez Wolverine olarak izleyeceğimiz için ayrı bir hüzün ve heyecan vardı içimizde. Ayrıca Patrick Stewart için de veda filmiydi bu. Tabii bu bilgileri daha önceden bildiğimiz için kendimi buna hazırlayarak gittim filme. Karşımda ise izlediğim en iyi X-Men filmini buldum. Filmle ilgili yazacağım şeyler spoiler içerecektir. O yüzden filmi izlemediyseniz okumamanızı tavsiye ederim.

   Öncelikle kaynak olarak kullanılan Old Man Logan çizgi romanıyla film  arasında tema dışında hiçbir ortak özellik yok. Birebir aynısını çevirmesi zaten mümkün değil ama kullanılabilecek olan şeyler de kullanılmamış. Hikaye 2020'lerde geçiyor. Artık mutantların pek olmadığı, olanların da saklanarak yaşamak zorunda olduğu bir dönemde; Wolverine ve Profesör X artık yaşlanmış ve güçlerini eskisi kadar iyi kullanamamaktadır. Tek amaçları para biriktirip bir tekne satın alarak artık denizde güvenle yaşamak. Fakat o sırada Laura isminde ve Wolverine'nin güçlerine sahip olan küçük bir mutant kızla karşılaşıyorlar. O anda küçük kızı ele geçirmek isteyenlere karşı bir mücadele başlıyor tabi ki.

   Filmin en güzel yanı Hugh Jackman'dı tabii ki de. En iyi X-Men filminde en iyi Wolverine karakterini canlandırmış. X-23'ü canlandıran Dafne Keen de çok iyiydi. Hiç sırıtmadı gerçekten de. Yaşına göre mükemmeldi hatta. Laura'nın, yani X-23'ün, ayağından çıkan pençe olayına Logan'ın "aynısından ben de istiyorum" bakışı atması çok hoşuma gitti. Aksiyon sahnelerinde aşırıya kaçılmamış ve gereksiz hiçbir şey yoktu. Ve bunun yanında da filmin duygusal yapısı da sizlere güzel şeyler hissettirecektir. Buna eminim. Filmin finalindeki haç işaretini "X"e çevirme detayı da duygusallığın zirvesiydi herhalde.

   Arayıp da bulunabilecek zayıf noktalar da var film için. Mesela fragmanlarda en çok müzik seçiminin mükemmelliğinden bahsetmemize rağmen, filmden çıktığımda aklımda kalan bir müzik olmamasına şaşırdım açıkçası. Bir zayıf nokta ise adamantium kurşun olayına yeteri kadar açıklama getirilmemesi oldu. Biliyorsunuz ki ilk Wolverine filminde de bu kurşun kullanıldı ve Wolverine sadece hafızasını kaybetti. Peki bu filmde neden farklı bir etki gösterdiğini tam olarak anlatamadıklarını düşünüyorum.

   Kısacası ben filme 8/10 puan veriyor ve en iyi X-Men filmi olduğunu düşünüyorum. Umarım bundan sonra çekilecek süper kahraman filmleri de Logan'dan ders alıp daha da güzel şeyler sunar bizlere. Logan'ın en başarılı yanı olan, tüm bu yaşananların gerçek olduğu hissini diğer filmlerde de alırız umarım.

9 Mart 2017 Perşembe

Yabani - Klasikler Özel Sayısı

   Bu ay Yabani dergisi biraz geç çıktı. Çıkar çıkmaz hemen aldım ve diğer sayılardan fiyatının farklı olduğunu ve bununla birlikte kağıt kalitesinin de arttığını gördüm. Belli problem yaşadıklarını biliyordum ama bu ay derginin ön sözünde bu itiraf ile çıktı dergi. Devrim Kunter; ucuza çizgi roman dergisi satıp çok fazla kişiye ulaşma amaçlarında ne yazık ki başarısız olduklarını ve bu yüzden böyle bir değişikliğe gidildiğini yazmış. Ayrıca 10. sayı itibari ile de 79 yerli çizer ve yazarı konuk ettiklerinin de altını çizmiş. Derginin devam edip etmeyeceğinin de bu ay karar verileceğini yazmış ayrıca.

   Türkiye'de de ne kadar kaliteli çizer ve yazarlar olduğunu bizlere gösterme amacında olan Yabani'nin böyle bir sonu haketmediğini düşünüyorum. Farklı ve güzel işlerin daha da devam etmesi gerekiyor. Yaptıkları işin kalitesi de ortada. Bu ay siz de Yabani Dergisi alarak ne kadar kaliteli iş yaptıklarına bakın derim. Ayrıca daha uzun zaman derginin devam etmesine destek olun. Umarım Yabani hakettiği değeri görmeye başlar.

3 Mart 2017 Cuma

Oasis - Wonderwall

   Xavier Dolan'ın Mommy filmini izledim izleyeli bu şarkıyı ve bu sahneyi birkaç kere izlemeden bir gün bile geçirmedim. İzlerken bile geriye alıp tekrar izlemiştim. Şarkının mükemmelliği zaten ayrı bir konu ama sahne de inanılmaz etkileyici. Müziklerin bu kadar iyi ve bu kadar etkileyici şekilde kullanılması bile bu filmi bir adım öteye çıkartıyor. Muhteşem müzik, muhteşem sahne. 


27 Şubat 2017 Pazartesi

Dizi Tavsiyesi: Spaced

   Daha önce tam buraya yazmıştım Edgar Wright ve Simon Pegg'i ne kadar sevdiğimi. Onların, özellikle de Edgar Wright'ın, tarzını tam olarak bixlere gösterdiği dizi olmuş. Ve en çok da bu yüzden sevdim diziyi. Edgar Wright ve Simon Pegg'in beraber başka dizi ya da benzeri yapımları olsa da onları internette bulmak mümkün gibi görünmüyor. Ayrıca Daisy rolünde Jessica Heynes ve Mike Watt rolünde de Nick Frost'u da anmak gerekiyor burada. Bu isimler daha önce bahsettiğim üçlemede de beraberlerdi.

   Gelelim diziye. Dizi sevgililerinden yeni ayrılan Daisy ve Tim'in yeni bir hayat kurma isteğiyle başlıyor. Ev arkadaşı ararlarken tesadüfen bir kafede karşılaşıyorlar ve bir eve çıkmaya karar veriyorlar Fakat kendileri için en uygun olan ev için ev sahibi yalnızca evli çiftlere evi kiralama şartı sunduğu için evli numarası yapmak zorunda kalıyorlar. Hikaye de bu ikilinin başından geçen komik olayları anlatıyor bizlere. Bir yandan da iş hayatı konusunda olumlu şeyler yaşamayı bekliyorlar. Çünkü Daisy işsiz bir yazar ve Tim ise çizgi roman dükkanında çalışan biri. Çizgi roman çizme konusunda büyük yeteneğe sahip ve keşfedilmeyi bekliyor.

   Bu diziyi neden sevdiğime gelecek olursak eğer; öncelikle Edgar Wright'ın tarzını baya sevdiğim için. Bu adamın mizah anlayışı tam bana göre gerçekten de. Ayrıca çokça yerde geek kültüre, filmlere, çizgi romanlara göndermeler olması çok hoşuma gitti. Dizideki absürtlüğün dozu fazlasıyla iyi. Sizi rahatsız etmiyor kesinlikle. Her bölümde farklı macera yaşamalarına rağmen dizideki genel konu da acaba ne olacak hissini asla bırakmıyor.

   Spaced dizisi 1999 ve 2001 olmak üzere iki sezon yayınlanıp 7'şer bölümden toplamda 14 bölümdür. İyi seyirler efendim.

13 Ocak 2017 Cuma

Aşık Veysel'in Hikayesi: Aşık

   Bugün yönetmen ve oyuncularla beraber gerçekleşen bir özel gösterimde filmi izleme şansı buldum. Sadece bir film olarak değil, belgesel tadındaki anlatımıyla da hafızalarımızın bir köşesinde yer ettiği için memnunum açıkçası. Filmin çekimleri Eskişehir ve Hatay'da yapılmış. Ayrıca filmde Aşık Veysel'in torunu Yeliz Satıroğlu da bir role sahip.

   Aşık Veysel'i oynayan oyuncu ,Emirhan Kartal'ın oyunculuğunu beğendim. İlk oyunculuk deneyimi olmasına rağmen üstesinden gelmiş bence.  Kendisi ile tanışma fırsatı da buldum. Çok içten bir insan bana kalırsa. Yaptığı işten de fazlasıyla memnun gibi.

   Yönetmen Bilal Babaoğlu'nun ilk uzun metraj filmi olmuş Aşık. Umarım kendisini başka filmlerde de görebiliriz daha sonraları. Filmin dvd formatında görme engelliler için özel anlatım seçeneği  yere alacağını da söyledi ayrıca.

   Bu tarz filmlerin desteklenmesi gerektiğini düşünen biri olarak umarım bekledikleri karşılığı görmüşlerdir/görebilirler. Şehrinizde hala izleme şansına sahipseniz mutlaka izleyin derim. Tavsiye ederim.

30 Aralık 2016 Cuma

2016'ın İzlediğim En İyi 5 Geek Filmi

   Öncelikle geek filmleri dediğim şeyin ne olduğu konusunu açayım hemen. Çizgi roman uyarlaması, fantastik vb. gibi türdeki filmleri kastediyorum burada. 2016 geekler için baya bereketli bir yıl oldu. Fazlasıyla güzel filmler izlerken, fazlasıyla üzüldüğümüz filmler de izledik. Bunların başında benim için BvS geliyor elbette. Bu 5 filmi sıralarken ölçütüm yine sadece izlediğim filmler olacak tabi ki de. İyi seyirler şimdiden.

5- Star Trek Beyond

   Star Trek yeni serisinin üçüncü filmini bu sefer J.J. Abrams'ın yönetmiyor oluşu mutlulukla karşılanmış olsa da ben Abrams fimlerini hep başarılı bulmuşumdur. Bu sefer yönetmen koltuğunda ise Justin Lin var. Yönetmeni Fast & Furious flmleriyle biliyor oluşumuz, acaba Star Terk filmine nasıl bir dokunuş getirecek merakını oluşturuyordu elbette. Filmin senaryosunu ise benim pek bir sevdiğim Simon Pegg'in yazmış. Simon Pegg sıkı bir Star Trek hayranı olması sebebiyle ilk iki filmden daha fazla bir şekilde bu filmin bir Star Trek filmi olduğunu hissediyoruz.

4- Fantastic Beasts and Where to Find Them

   Harry Potter evrenin genişletme fikri bende büyük beklenti oluşturmuş olsa da , yönetmen David Yates ismi benim beklentilerimi bir anda söndürdü. Çünü benim için Harry Potter serisinin en zayıf filmleri kendisini aittir. Ama beklediğimden çok daha iyi bir film karşımıza çıktı. Belki de bu sefer bir kitaba bağlı kalmayıp daha özgür olmanın ekmeğini yemiş olabilirler. Harry Potter filmlerine ise yapılan göndermeler bence abartıdan uzak ve fazlasıyla yerindeydi.

3- Rogue One

   Episode VII sonrası herhalde herkes bu film için de beklentileri azaltma durumuna gitmiştir. Çünkü beklentilerin çok çok altında bir filmdi kabul edelim. Rogue One ise görece olarak çok zor bir filmdi çünkü filmin sonunu hepimiz biliyorduk. Sonunun bilindiği bir film çekmek gerçekten zor olsa gerek. Her şeye rağmen izleyici şaşırmak ve meraklanmak isteyecek çünkü. Rogue One ,se bu duyguyu bizlere çok çok iyi bie şekilde verdi. Episode VII sonrasında bir Star Wars filmi nasıl olmalı bize fazlasıyla gösterdi. Filmle ilgili en küçük eleştiri şu olabilir; eğer Star Wars evrenini hiç bilmiyorsanız, maalesef bu film sizin için çok sıkıcı olmaktan öteye geçmeyecektir.

2- Captain Amerca: Civil War

   Civil War filmi benim senenin en çok beklediğim filmiydi. Herhalde bu film kötü çıksaydı duvarları tekmeliyor olurdum sinemada. Fakat Russo kardeşler daha önce iyi yaptıkları her şeyi burada da yaparak bizleri üzmedi çok şükür. Çizgi romanından daha uzak bir hikaye seçmiş olsa da Civil War, benim için senenin en iyi filmlerindendi.

1- Deadpool

   Senenin tartışılmaz en iyi çizgi roman uyarlaması filmi. Tabi bu filme uzun yıllar emek veren Ryan Reynolds'un bunda emeği çok büyük. Filmin en önemli özelliği ise kendi farkını ortaya koyarak başka filmlere de ilham kaynağı olacak şeyler sunması. Deadpool etkisiyle çekilmiş bir çok film izlemeye hazır olun derim.